11/02/2026

Kitap Okuyacağım Derken Yediğim Çikolatalar

   



    Okulda özellikle de tatil dönüşleri işlerim çok yoğun oluyor. Toplantılar, tutanaklar, tekrar toplantılar, okul dışı meslektaş toplantıları, vs. derken o kadar çok sosyalleşiyorum ki, bugün bir süre kimseyi görmek istemediğime karar verdim. Cuma günü için buluşma ayarlamak isteyen arkadaşlarıma dedim ki: " Bir süre siz de dahil kimseyle toplanmak filan istemiyorum. Toplantı sonrası bana özet filan da yazmayın. 🤣" Güldüler ama çok sahici dedim ben :) 

  Dün psikolojik danışmanlara yönelik sabahtan akşama üç toplantı koymuşlardı ve haliyle kendi kurumlarımızda değildik. Toplantı arasında arkadaşlarla bir kafeye gittik ve tabi herkes kendi okulunda yaşadığı durumları anlattı. Bir arkadaşım şey dedi:" Okulda zümrem sert mizaçlı ve ben öyle değilim. Ona bir yazı geldiğinde çok nazik bir çerçevede söylüyorlar. Bana gelince daha hoyrat bir tavırları var. Öyle mi olmak gerek? Biraz daha soğuk ve mesafeli olsam belki daha iyi olurdu, ne dersiniz? " Dedi. Tabi biz de kendi fikirlerimizi sunduk. Böyle laf lafı açtı ve ben de kendi rahatsız olduğum tiplerden bahsettim biraz. " Gerçek manada bir çalışma yapmayıp orada burada gezen, herkesle oturup bağlantı kuran ve sürekli yapmadığı işin reklamını yapan tipler neden daha başarılı gibi algılanıyor arkadaşlar? " Derken buldum kendimi. Bu duruma olan öfkemi onlarla konuşurken fark ettim hatta. Sahi siz de yaşadınız mı böyle bir durumu? Hadi diyorum başlarda insanların gözünü boyadın, sonra insanlar eyleme bakmaz mı? Ya da bakmıyorlar mı? Vitrine mi bakıyoruz sadece biz? 

    Öyle işte. Galiba ne soğuk ve mesafeli davranarak "ağırlık" koyacak biriyim ne de reklamcı bir yönüm var. Bütün bunlara zamanım ve enerjim filan da yok. Ay umrumda da değil! Anlamlı olacak, birisi için fark yaratacak bir şey yapmadıysam ne anladım ben o işten! 

      Yarın kitap kulübümün toplantısı var ve elimdeki kitabı bitirmem gerek, henüz yarısında bile değilim(ühüüü 🥲).  Kitabı okumak yerine dünkü sohbete gitti zihnim ve bunları düşünürken iki çikolata yedim. Böylece dün sporda yaktığım kaloriyi yerine koymuş oldum. 😆😅 Pişman mıyım, emin değilim. Sınav zamanı ders çalışmak yerine farklı şeylerle ilgilenen sevgili öğrencilerim gibiyim, bakın hiç aklımda yokken bir yazı bile yazdım, hahahah :)) 
Hadi kendinize cici bakın! 
Adios beybiler! 
     
    

05/02/2026

Amazon Kadınının Gün Raporu

   

    Bu sabah geç uyandım. Alarmı ne zaman kapattığımı bile hatırlayamadım. Tabi kalkar kalkmaz başladı benim maraton. Önce kendini hazırla, sonra Miray'ı uyandır ve onu okul için hazırla ( yemin ederim bu kısmı en zoru) gerekli her şeyi yanına aldığından emin ol ve kapıyı kapat derken duyduğum o ses: 

" Anne çişim geldi.


    Tamam yavrum, aferin evladım, sonunda tuvalete gitmeye karar verdin ve biraz yanlış bir zamanlama oldu ama olsun güzel kızım. (Dişleri sıkılı bir şekilde gülümseyen anne emojisi nerde?) 

    Derken arabaya bin ve fazla hız yapmadan okula yetişmeye çalış. Sağ şeritte efendi efendi giderken dibine kadar giren arabaya sövmemeye çalış. 

    Miray'ı okula bırak. Kan, ter, gözyaşı... Hastalık döngüsünden sonra okuldan uzaklaşan çocuğun bitmeyen okula yeniden alışma dramı...Yarım saat içerisinde mutlu video ve fotoğrafları gelecek bana ama hâlâ karnıma ağrılar girdiren bir süreç bu. 
Kendi okuluma yetişmeye çalışırken o gün işi çıkan ve zorunlu olarak orada bulunamayan kocaya kızmamaya çalış. ( "Adamın ne suçu var? Senin sinir sistemin fazla uyarıldı, sadece bu. " Diyerek kendini telkin etmeye çalış.) 

     Okula gel. Gördüklerine  gülümse:"Günaydın, günaydın herkese." Odaya gir ve  sırtını kapıya yasla. Derin bir nefes al. Bu savaşı sen kazandın şampiyon. Günümüzün Amazon kadını, Zeyna'sı. Hadi sür rujunu. Tazele kendini. Aynada gördüğün saçı başı dağınık kadına gülmemeye çalış. 

    Görüşmeler, sınıf rehberlikleri...Tam "Ohh azıcık durayım. " demişken, teneffüslerde gelip içindeki tüm negatifliği sana anlatan öğretmeni nezaketle dinlemeye çalış. "Neyim ben, benim sınırlarım nerede, kendimi korumam gereken duvarlarımı nereye koymalıyım? "diye için içini yerken, senden sürekli beklenilen şeyleri düşünmemeye çalış... 

    Ve günün sonunda, artık çocuğu uyutmuş ve kendime kalabilmişken fark ediyorum ki, tüm anneler Zeyna'dır ve Zeyna'lar yorgundur. Aksini ya da daha çok yorulduğunu iddia eden babadır. 🤣 
Bazen yapabileceğin en iyi şey devam etmektir, dibine kadar girip seni rahatsız eden o arabaya rağmen hem de. 
Ne kadar "sınır koyma" çalışırsan çalış, bi bakmışsın herkesi dinliyorsun. Ver ver ver. Ta ki bitene dek. İçindeki sabrı tüketene dek.  Bu böyle olmamalıydı sanki hocam, biz buraları çalışmıştık. 
Çalıştığım ve çok iyi bildiğim yerlerden sorumluluk sınavına kalmam ilk değil be guzum. 
Olacak, o da olacak. 
Ne zaman ki sabır seviyem sıfırı tüketecek, o zaman bakacağız duruma. 
Şimdilik mücadeleye devam Amazon kadını. Hele bir uykumuzu alalım da. 






   

01/02/2026

"Gün Batımı Esintisi" Taşındı

   

  Sevgili dostlar, 
  Eski adresimi Google bir türlü görmeyince ve com. 'lu adresi de okulda açamayınca anlık bir fikirle yazılarımı yeni bir adreste yazmaya karar verdim. Kim bilir belki bu sefer Google amcayla daha iyi anlaşırız:)) Ne de olsa her insanın ihtiyacıdır görülmek :) 

    Sizler de "Bu Annabell ne yazmış acaba? " diye merak eder ve yazılarımı görmek isterseniz beni yeniden takibe almanız gerekecek sevgili dostlarım. Şimdiden hepinize kucak dolusu sevgiler :)) 

Not: Teknik sorunlar yaşadığım süreçte bana yardımcı olan Blogforum'dan Sinan Bey'e tekrardan teşekkür ederim 🙏

30/01/2026

İyi İnsan Olduk, Yine de Tır Çıktı

  
   Size üniversitedeki mavi koltuktan bahsetmiştim hatırlarsanız... 
Bu hafta o koltuğun müdavimlerinden olan, İstanbul'da yaşayan çok sevdiğim dostum Zeynep'i  ziyarete gittik ailecek. 

   O mavi koltukta kıkır kıkır gülüp, dört sene sonraki halimize videolar çektiğimiz günler geldi aklıma, hahahahha :) 10 sene sonrasını hiç çekmedik ama halimiz çok komikti. Zeynep iki yaşındaki oğlunun bizi çok mutsuz bir şekilde karşılamasına biraz sinir oldu. Ben dört yaşında çocuk annesi olarak iki yaş sendromlarına ve uykusu gelen çocuk hallerine hakim olduğumdan: " Olur öyle şeyler yavrucum " Deyip durdum. Yalnız ben annelikte biraz daha tecrübeli olma halini çok sevdim. Çünkü bu alan kendini annelik rolünde keşfederken bir yandan sürekli bocaladığın, bazen doğrusunun ne olduğunu bilemeden el yordamıyla ilerlediğin ve çocuğunu büyütmüş mutlu annelere hasretle baktığın bir dönem olabiliyor... Haliyle canım arkadaşımı çok sevsem de bir parça tecrübeli- rahat anne pozu kesmiş olabilirim. Buradan siz değerli dostlarıma da bunu itiraf etmekte bir beis görmem, göremem! :)) 

      Birbirine hoş bakışlar atmayan sevgili yavrularımızı oyuna dahil etme görevini babalara devretmeyi bildik. Onlar  çocuklarla birlikte oturup trencilik oynar ve bir yandan sohbet etmeye çalışırken biz yeniden o mavi koltuğa dönmüş gibi heyecanla birbirimize son haberleri verme gayretindeydik. Annelikten sonra çok unutkan olmaya başladığımızı fark ettik mesela ve beynimizi üç kişilik kullanma durumundan kaynaklı olduğunda anlaştık. Bu çok iyi geldi :)) Bir de erkeklerin de lohusalık ve hassas dönemleri olduğu konusunda anlaşma sağladık. Sonra birbirimizi övme kısmına girdik ki, bunun verdiği enerjiyi verecek başka bir aktivite tanımam arkadaşlar. Eskiden de ne zaman bir araya gelsek, önemli bir süreyi buna ayırıp sonra da odalarımıza dağılırdık. O an aramızda olmayan arkadaşımıza da fotoğraf ve mesaj atmayı ihmal etmedik tabikisi de. 

    Senin anlayacağın harika bir buluşmaydı. Aslında harika bir gündü, demek isterdim ama İstanbul trafiği buna engel oldu diyebilirim. İstanbul'da yaşayan dostlar nasıl hayatta kalıyor, ne yapıyor da iş çıkışı eve ulaşabiliyor? Şehrin içinden çıkmaya çalışırkenki geçirdiğimiz süre, İstanbul- Bursa arası yolu ikiye katladı neredeyse. Tam trafik açıldı artık Bursa yolundayız ohh dedik, bu sefer de tırın bir tanesi hızla şerit değiştirip neredeyse bizi yok ediyordu. Bu güzel yazıya bu korkunç detayı eklemek istemezdim ama bazen güzel şeyler ve korkunç şeyler ardı ardına yaşanabiliyor arkadaşlar. Hayatın matematiği çok farklı. Bir de ben kontrolcü bir yapıya sahibimdir. Yola çıkmadan en az üç gün evvel başımıza kötü bir şey gelmesin diye olabildiğince iyi insan olmaya çalışırım, herkes hakkında iyi şeyler düşünmeye çalışırım filan 😆 Bak işte, kontrolcü yanıma hayat nasıl da nanik yaptı. 

     Olayın iyi tarafından bakarsak, bu yolculukta kontrolcü yanımın işlevsiz olduğu ve beni işlevsiz bıraktığı konuları da düşünme fırsatım oldu: Hâlen yüzememek, kendimi suya bırakamamak gibi. 
Ve bir şekilde, anlık yaşanan o olayda başımıza kötü bir şey gelmemesi ve halen hayatta oluşumuz, ölümden çalınan zamanlar gibi hissettirdi. "Şükürler olsun, hayattayız!" Hissiyle doldum. ( Ya da yaşadığım korkuyu bu tür şeylerle süslüyorum :) 

    Öyle işte. Bu da böyle bir anı oldu...Ben bir şey daha anlatacaktım ama unuttum bak. Neyse nedenini artık biliyorsunuz diye tahmin ediyorum, hahahah :)) Haftaya da okullar açılıyor zaten. Öğrencileri çok özledim ama öğretmenlerin bazılarıyla keşke hiç karşılaşmasak! Neyse bir ara ondan da bahsederim, nasılsa bir süre yolculuk filan yapmayacağız :)) Hadi ben kaçtım beybiler 💃💃

23/01/2026

Bir Ayrılık Ritüeli: Helva Kavurmak

    Eskiden tatil dönemlerini çok severdim. Çünkü tatil demek, çok sevdiğim Celal Amca'mın ve ailesinin bize gelmesi ya da bizim onlara gitmemiz demekti. Böyle ayrı şehirlerde büyük ve geniş aile olmayı başarmış o şanslı kişilerdik. Çocukluğumun en güzel yaşları ve ergenliğimin ilk adımlarında onlar vardır hep. Tatil güzeldi güzel olmasına, ama ayrılık vakti geldiğinde bir hüzün kaplardı çocuk kalbimi. Hele onlar gittikten sonra evde eksilen sesler, alışmaya zorlandığım boşluk hissini de beraberinde getirirdi. 

    Şimdi kız kardeşim için de gitme vakti... Yaklaşık iki aydır bizimle olan macerası artık bitiyor. Kız işten ayrıldı ve morali bozuk, biraz değişiklik olsun diye buraya geldi ve kreşin envai çeşit virüsünden o da payını aldı. Üstüne üstlük hastayken çocuğuma da baktı. Yalnızlık üstüne söylenen onca güzel söze inanmayın dostlar! Bizim yaşadığımız müddetçe birbirimize deli gibi ihtiyacımız var. 

     Kız kardeşim gitmeden kızımın doğum gününü de kutlamak istedik. Aslında kızım Ekim doğumlu ve biz her ay bir pasta alıp onun doğum gününü kutluyoruz :))) Mumları üflemeye bayılıyor ve her defasında çok heyecanlanıyor. Kız kardeşim varken biraz daha özenli olsun istedik ve kızımın  şu sıralar en sevdiği hayvan olan "tavşan" figürlü bir pasta istedik aynı zamanda komşumuz olan pasta şefi Özlem Hanım'dan. Yalnız şu güzelliğe bakar mısınız :)) 


     Tabiki kızım resmen bayıldı pastaya. :) Kızımın 4 yaşı için unutulmaz fotoğraflarda yerini aldı, masal diyarına götürdü bizi âdeta. Kız kardeşimin son gecesini de bu şekilde geçirmiş olduk.

     Yarın o gittikten sonra evde oluşacak boşluğu düşünürken bunlar geldi aklıma işte. Bu arada annem ne zaman bu sessizliği hissetse, hatta yakın arkadaşlarından biriyle arası bozulsa filan mutfağa gidip helva kavurur. 🤣 Belki de benim bu geleneği devam ettirmem gerekli. Sevilen kişiyle araya giren mesafelere göğüs germe, bir baş etme yöntemi olmalı belki de bu! Neden olmasın? 


Ezginin Günlüğü- Ebruli

11/01/2026

Bir An'ın İçinde Kalmak- Mavi Koltuk

 
    Bazen sessizliğin içinde düşünür ve duvarı izlerken şöyle derim: " Keşke tam da şu an istediğim bir 'an'ın içine dönebilsem." Belki bir kaçış isteği, belki sinir sistemimin rahatlama ihtiyacı ya da sadece bir "özlem" anı..

     Bugün yine tavana bakarken gözümü kapatıp üniversite yıllarımdaki öğrenci evimize gittim. Bir aile apartmanının ikinci katında büyük bir ev hayal et. Kapıdan gülerek ya da yarım kalan bir konuyu tartışarak giren üç genç kadın... Üçü de aynı anda bir şey anlatıyor ve gülüyor. Dışarısı o kadar soğuk ki, evin sıcaklığı üçünü de daha kapıdan girer girmez rahatlatıyor. Birazdan mutfakta buluşmak üzere üçü de odasına dağılıyor. Taytını kalın çoraplarının içine sokan saçlarını rastgele toplayan, üzerine meşhur hırkasını giyen kızımız çay suyunu koydu bile.  Mutfakta kahvaltı hazırlarken sohbetlerine devam ediyorlar. Dışarıda sütçünün sesi duyuluyor. İçlerinden biri sütçünün anonsuna kahkahalarla gülüyor. :)) Diğerleri de onun gülmesini komik bulmuş, neşeli sıcacık bir ortam.:) 
 Havada çay demlendiğinde odaya sinen aroma kokusu...

       Zengin bir kahvaltıya oturup kendilerinden beklenilmeyecek ölçüde yiyorlar. Çünkü sohbet koyu. Bazen sessizlikler oluyor, üçü de bir yere dalıyor. Sonra el birliğiyle kaldırıyorlar sofrayı. Mutfak çiçek gibiyken, Türk kahvesi yapıp meşhur koltuklarına uzanabilirler. 

    Bu koltuğu anlatmam gerek. Gece mavisi renginde, kızlardan birinin öğretmen dayısı kendi evlerinden getirmiş. Ama o kadar işlevsel bir koltuk ki bu, altını açınca üç kişilik yatak haline geliyor. Kızlar bu koltuğu hep yatak formunda kullanıyorlar. Koca evde vakit geçirdikleri yer genelde orası. Vişne suyuyla kafa bulmayı başardıkları, birayı ilk kez denedikleri... Hayallerini paylaştıkları, saçmaladıkları kimi zaman duygulanıp ağladıkları ama her daim gülmeyi başardıkları koltuk. Terapi koltuğu adeta. 
    
     Bu gece o koltuğa uzandım ben. Kızlar yanımda bir şeylere kahkahalarla gülerken, ben anın tadını çıkardım. Onlar arabesk şarkıları şakasına düet ederken, kayda aldım. Bir yerinde ben de eşlik ettim. Uykumuz geldiğinde yatağa gitmek zor geldiği için ışığı kapatıp o koltukta uyuduk yine. Herkesin üstünü örttüğünden emin oldum, çünkü evin anaç tavuğu benim. "İyi geceler kuzucuklarım. " dedim. İyi geceler ✨

Kitap Okuyacağım Derken Yediğim Çikolatalar

        Okulda özellikle de tatil dönüşleri işlerim çok yoğun oluyor. Toplantılar, tutanaklar, tekrar toplantılar, okul dışı mes...