Bazen sessizliğin içinde düşünür ve duvarı izlerken şöyle derim: " Keşke tam da şu an istediğim bir 'an'ın içine dönebilsem." Belki bir kaçış isteği, belki sinir sistemimin rahatlama ihtiyacı ya da sadece bir "özlem" anı..
Bugün yine tavana bakarken gözümü kapatıp üniversite yıllarımdaki öğrenci evimize gittim. Bir aile apartmanının ikinci katında büyük bir ev hayal et. Kapıdan gülerek ya da yarım kalan bir konuyu tartışarak giren üç genç kadın... Üçü de aynı anda bir şey anlatıyor ve gülüyor. Dışarısı o kadar soğuk ki, evin sıcaklığı üçünü de daha kapıdan girer girmez rahatlatıyor. Birazdan mutfakta buluşmak üzere üçü de odasına dağılıyor. Taytını kalın çoraplarının içine sokan saçlarını rastgele toplayan, üzerine meşhur hırkasını giyen kızımız çay suyunu koydu bile. Mutfakta kahvaltı hazırlarken sohbetlerine devam ediyorlar. Dışarıda sütçünün sesi duyuluyor. İçlerinden biri sütçünün anonsuna kahkahalarla gülüyor. :)) Diğerleri de onun gülmesini komik bulmuş, neşeli sıcacık bir ortam.:)
Havada çay demlendiğinde odaya sinen aroma kokusu...
Zengin bir kahvaltıya oturup kendilerinden beklenilmeyecek ölçüde yiyorlar. Çünkü sohbet koyu. Bazen sessizlikler oluyor, üçü de bir yere dalıyor. Sonra el birliğiyle kaldırıyorlar sofrayı. Mutfak çiçek gibiyken, Türk kahvesi yapıp meşhur koltuklarına uzanabilirler.
Bu koltuğu anlatmam gerek. Gece mavisi renginde, kızlardan birinin öğretmen dayısı kendi evlerinden getirmiş. Ama o kadar işlevsel bir koltuk ki bu, altını açınca üç kişilik yatak haline geliyor. Kızlar bu koltuğu hep yatak formunda kullanıyorlar. Koca evde vakit geçirdikleri yer genelde orası. Vişne suyuyla kafa bulmayı başardıkları, birayı ilk kez denedikleri... Hayallerini paylaştıkları, saçmaladıkları kimi zaman duygulanıp ağladıkları ama her daim gülmeyi başardıkları koltuk. Terapi koltuğu adeta.
Bu gece o koltuğa uzandım ben. Kızlar yanımda bir şeylere kahkahalarla gülerken, ben anın tadını çıkardım. Onlar arabesk şarkıları şakasına düet ederken, kayda aldım. Bir yerinde ben de eşlik ettim. Uykumuz geldiğinde yatağa gitmek zor geldiği için ışığı kapatıp o koltukta uyuduk yine. Herkesin üstünü örttüğünden emin oldum, çünkü evin anaç tavuğu benim. "İyi geceler kuzucuklarım. " dedim. İyi geceler ✨
Öğrenci evinin sıcaklığı, kahkahaları, çayın kokusu ve aklıma gelmeyen tüm her şey o kadar farklı ve güzel olur ki. Ara ara ben de özlüyorum o dönemlerimi. Bazı anlar gerçekten insanın içine işliyor ve seneler geride kalsa da aynı sıcaklık insanın ruhunda kalıyor.
YanıtlaSilEvdeki bazı eşyalar insanın ona dokunuşları ile özel hale geliyor. Vişne suyunu biranın içine mi karıştırdınız ne yaptınız? :)
Evet ya, ne güzel zamanlarmış. Yetişkin hayatımızda bir güne o kadar iş sığdırıyoruz, üniversite yıllarında vaktimiz yok diye neye şikayet ediyormuşuz anlamıyorum bazen😅 Aslında genelde vişne suyu içiyorduk. ( Neden, bilmiyorum. ) Sadece bir kez bira denedik tadını sevmediğimiz karar verip vişne suyuyla devam ettik😅
SilVişne suyu ile kafa mı buldunuz yani? :)
Silİyi anlaşan insanlar için oksijen de aynı etkiyi yapabilir ( Bilimsel bilgi değil, ama gerçek) 😬
Silbiri hep işten kaçmak ister ama de mi :) odası hep dağınıktır, yatağın üstünde birikir çamaşırlar, yerlerine konmaz, buzdolabında hep çürük gıdalar bırakır :) ne tatlı günler de miiii :)
YanıtlaSilHahahah aslında zaman zaman hepimiz bu hataları yapmışızdır. Ama genel anlamda iyi niyetli olup ortak alanlara saygılı olunca bence çok da güzel oluyor🤗 Bir de bize üç kişi aynı evi paylaştığımız için "Bunlar kesin anlaşamaz. Üçlü gruplar zordur. " Dediler, bu da olmadı mesela. Bu dünyada seçtiğim kızkardeşlerim onlar, keşke yine birlikte olsak, iş sonrası Türk kahvesi içip günün kritiğini yapabilsek😅
SilBende pandemi döneminde böyle bir evden geri dönemeyeceğimi tahmin bile edemeyip ayrılmıştım.pandemi üniversiteden ve kendime ait o evden beni ayırmıştı. Allahtan son senemdi hala o güzel ya da kötü anıları gülümseyerek hatırlıyorum. şuan da sihirli bir değneğim olsa o günlere dönsem her şeyi bambaşka yapardım sanırım. Yine de o özgür günler özlendi...
YanıtlaSilBu büyük bir çelişki değil mi? Şimdiki aklımızla o günlerin kıymetini daha iyi bilirdik, ama o günleri yaşamadan da bu bilince erişemezdik belki😆 Elimizde "an" lar kalıyor, hakkını vermek gerek :)
Silseni yeniden okumak güzeldi :)
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim🙏😊
SilBizim de beş kızdan oluşan üniversite evimiz vardı. Hiç
YanıtlaSilkavga etmeden, herkes sorumluklarını bilerek geçti zamanımız. Ah ne özlüyorum!
O uyumu yakaladıktan sonra gerçekten de bir sorun yaşanmıyor, aksine her şey o kadar güzel geçiyor ki, insan özlem duyuyor o yıllara ve birlikte yaşanılan anılara.... 💕
Sil"Bu büyük bir çelişki değil mi? Şimdiki aklımızla o günlerin kıymetini daha iyi bilirdik, ama o günleri yaşamadan da bu bilince erişemezdik belki😆 Elimizde "an" lar kalıyor, hakkını vermek gerek :)"
YanıtlaSilKesinlikle....:)
Vermişsin, çok alkış sana:)
Elimden geleni yapıyorum üstadım😇🌸
SilO kadar güzel bir anı ki... Sanki ben de oradaydım sizin gülüşmelerinizi, kız neşesini izledim. Maalesef anların geçici olması üzücü ama belki de onları güzel yapan geçici olmasıdır. Hem de her kötü hissettiğimizde anı kavanozumuzdan çıkarıp onlardan güç alabiliyoruz. Çokça sevgilerimle.
YanıtlaSilÇok teşekkür ederim bu güzel yorumun için Sevgili Roza :) Anların geçici olması bu kadar önemli ve güzel yapıyor bence de. 'Anı kavanozu' ne tatlı bir tabir😇
Sil"tek çare kanatlanmak" der şair :)
YanıtlaSil