Bugün sabahtan seminerim vardı ve gün boyu izinliydik (yani kurumlara dönmemize gerek yoktu) . Öyle çok seviyorum ki böyle seminerleri, sanki lisede okulu kırmış öğrenci gibi hissediyorum.
Haliyle neşeli uyandım. Hava güneşli, okuldan izinliyim ve arkadaşımla seminer sonrası planlarımız var. Motivasyon bin beş yüz yani. Eşimle kızımızı okula bıraktık güzel güzel. ( Ay ağlamasız kaossuz okula bırakır olduk sonunda. Çok şükür Alla'm, nazar değmesin aman aman)
Böyle mutlu bir şekilde yayaya yanan yeşil ışığı da görünce, yaya geçidinden geçip karşı yoldaki arabamıza binelim dedik. Hanımefendinin biri kornaya basarak kırmızı ışıkta üstümüze sürüyor, eliyle de " Geç geç " Yapıyor, böyle bakakaldım. Ay resmen neşemin yerini anlık bir öfke aldı. O donma halinde eşim " Hadi geçelim" diyor filan. Birden kendime gelip kadına kükredim:" Hanımefendi yaya geçidini de geçtim, koskoca kırmızı ışığı da pas geçip bizi mi ezeceksiniz siz, bu ne hadsizlik yahu. Aha ez beni, durdum burda, geç geçebiliyorsan. Bizim yerimize çocuk da olabilirdi, panikleyebilirdi, ehliyet herkese verilmemeli tabi. " Diye kızdım. Kadın kem küm bir şeyler geveledi. Neyse geçtik karşıya. Kocamdan hiç ses çıkmıyor. Normalde erkek sürücü olsa baya kızardı ama sürücü kadın olunca bir anlayış hali mi geldi adama nedir, ben anlamadım :)
Sordum bunu bu şekilde.
" Sen hallettin ya meseleyi! Dur, ıslık içimde kaldı. " Diyor.
" Dalga geçme." Dedim.
" Hadi uslu çocuk ol, kimseyle kavga etme, kimseyi dövme. Akşam ben seni alırım buradan, tamam mı? " Dedi, kaçtı adam.
Yaramaz çocuk muamelesi de gördük şu yaşımızda, ama içten içe hoşuma da gitti. Böyle bir triplere filan girdim. Seminerin olduğu binaya girerken havamdan geçilmiyordu hahahaha :))
Seminer sonrası arkadaşımla merkeze gidelim dedik. Bugün biraz yürüyelim, hem hava da güzel diye durakta otobüs beklerken ellili yaşlarda bir adam bize adres sordu. Arkadaşım yardımcı olmaya çalıştı. Bu sefer adam mevzuyu uzattıkça uzatıyor, Azerbaycan'dan gelmiş de Rusya'ya gidecekmiş de, adamın konuşmayı gereksiz uzatma şekli hoşuma gitmedi. Arkadaşımı lafa tutarak adamı susturmuş oldum. Sonra adam, alakasız bir şekilde, gideceği yere götüren otobüse değil de bizimkine bindi. Kendisi ayakta dururken, oturan arkadaşıma bakıyor baya baya. Kız da rahatsız hissetti. Elbisesi kısa değil ama toparlanmaya çalışıyor filan. O kadar sinir oldum ki herife, o sinirle göz göze geldik ve adama öyle bir "dön önüne" işareti attım ki, adam bir sonraki durakta indi. Bu sefer de arkadaşım diyor: " Vaay o bakış neydi öyle, adam resmen korktu ve iyi de oldu. " Dedi.
" Bu benim daha bir numaralı bakışım bile değil, şükretsin o herif!" Dedim.
Sanırsın Peaky Blinders'taki Thomas Shelby'im hahahahah :)))
Dere kenarında güneş gören bir masaya oturup çayımızı yudumlarken güzel bir sohbete daldık. Filtresiz bir şekilde derin sohbetler edebildiğin, anlaşılacağından her türlü emin olduğun dostluklar ne şifalı!
Nitekim, oradan çıkıp Fidan Han'a geçelim dedik ve güneşli havanın keyfini çıkarmak isteyen kalabalığa adım attık.
Setbaşı, Heykel, Kozahan ve ....Fidan Han.
Merkeze gelmeyeli meğer ne çok olmuş. Hele de hafta içi o kadar kalabalık değilken, tarih kokan aynı zamanda kişisel tarihçemde de yer edinmiş mekanlarda dolanmak tarif edilmesi zor ama çok tatlı bir his. Fidan Han'ın meşhur isli Türk kahvesini yudumlarken bu sefer başka sohbetlere daldık. Zaman nasıl geçti anlamadım. Arkadaşımdan ayrılıp dönüş yolu için yola koyulduğumda kendimi hafiflemiş ve bir kışa daha yetecek kadar güneşi hücrelerimde depolamış hissettim.
Şimdi bu satırları yazarken bile içim ısınıyor, yüzümde engelleyemediğim tatlı bir tebessüm dolanıyor. Yalnız bugünkü yaramaz çocuk modumu ve de Thomas Shelby halimi pek beğendim. Aslında dönüş yolunda Red Kit de olabileceğimi hissettim. Ufka doğru atıyla yol alırkene şarkısını söyleyen Red Kit de çok havalı. Galiba ölmeden bir kereliğine de olsa tutuklanmak filan istiyorum, ama böyle hadsizlere had bildirirken, suçluya hak ettiği cezayı öncesinden verirken filan yakalanmış olayım. Hani öyle bir sebepten olsun ki, " Yalnız ne iyi etmiş de dövmüş." filan desinler. Hahahahhaa Alla'm çok mu saçma şeyler istiyorum senden? Rüyamda görsem de olur bence. O zaman bir an önce uyuyayım.
Galiba iç dünyamda ben, uslu bir çocuk olmaktan fersah fersah uzaktayım. (hihihihi)