Çarşamba günü öğretmen arkadaşlar eylemdeydi. Benim sendikam yok ama ben de katılmak istedim. Fakat ne zamandır vardiyasını denk getiremeyen velim o gün müsaitti ve çok önemli diyordu. Tamam dedim ben okuldayım, bekliyorum. Anne bana gözü yaşlı bir şekilde çocuğunun 10 saate varan oyun bağımlılığını anlattı. Psikiyatriste yönlendirme yaptım yapmasına ama baba bir türlü çocuğunun sorununu kabul etmiyormuş, anneye babayı da al getir. Gelmezse ben telefonla ararım dedim. Çünkü sosyal izolasyon, bağımlılık, son zamanlarda aşırı agresif tutumlar alarm veriyordu. Bu kadar mı denk gelir diyeceksiniz. Aslında bu vakalarla artık o kadar sık karşılaşıyoruz ki, denk gelmesi şaşırtıcı gelmedi bana.
Nitekim veliyi uğurladım. Okuldaki az kalan öğrenciler de öğleden sonra eve gittiler izin alarak ve bir kahve alayım diye mutfağa yöneldim. Baktım öğretmen ve idareci arkadaşlar öyle üzgün öyle negatifler ki, dünkü mevzu zannederek " Umarım bu son olur, tekrarı yaşanmaz. " Dedim. Sonra bana Kahramanmaraş'taki son dakika olayını söylediler. Resmen en yakın sandalyeye çöktüm ve ne diyeceğimi bilemedim.
Galiba çok konuştuk, çok dertlendik, çok anlatmaya çalıştık da bir türlü doğru kelimeleri mi bulamadık? Şimdi söyleyecek ve de üzerine ekleyecek bir sözümüz kalmadı.
Öyle parlak çocuklar var ki... Anne ve babası her toplantıda gelir. Arada uğrar çocuğunun okuldaki durumunu sorar, kimisi fabrikadaki vardiyasından çıkıp aceleyle yetişir okuldaki bir faaliyete. "Kusura bakmayın eve uğrayıp duş alacak vakti bile bulamadım" Der.
Ama bazen de çocuk alarm verir, bırakın işareti filan doğrudan sirenleri çalar çocuğun. Veliyi ararsın önce bir iki gelir, sonra bir daha bulamazsın. Çocuk ne zaman disiplin kuruluna yönlendirilir ve ceza verilir o zaman okula " Siz öğretmen olarak, okul olarak ne yaptınız? Öğretmenler ders mi anlatıyor sanki? Sınıfta da kamera olmalı ki, bakalım ders işleniyor mu işlenmiyor mu? Hepinizi şikayet edeceğim! " Diye koridorlarda bağırır da bağırır. Bak bunu yapan kimi zaman kamu görevlisidir, bir iş yerinin sahibidir kazancı, eğitimi iyidir vs. Yani bazen dört yıllık bir bölüm bitiren veliden " Nasıl öğretmen olur? " Semineri dinlersin. Önce veliye üslubunca sınırı çizip sonra çocuk için ne yapabiliriz kısmına gelmeye çalışırsın. Ama veli haklı olduğunu duymak için geldiğinden, sürekli senin açığını arar, sınıf rehber öğretmeni aramıştır ama beni hiç aramadınız der. Bildiğin yalan söyler ya, koskoca herif rütbesinden utanmadan yapar bunu. Yeter ki çocuğu ceza almasın, aman siciline işler sonra. O çocuk sınıfta diğer çocukları rahatsız etmiş, kaç kişinin ders dinlemesine mani olmuş, bu çocuk bu davranışları nerden öğrenmiş nasıl düzelirmiş umrunda bile değildir.
Bakın yukarıda yazdığım her şey bu sene yaşadığım örneklerdir. Psikiyatriste yönlendirdiğim için ya da çocuğun algısında belirgin farklılıklar var bir Ram değerlendirmesi yapılması gerek dediğim için CİMER şikayeti yemiş çok sayıda psikolojik danışmandan biriyim.
Demem o ki, bugün geldiğimiz noktada içi kan ağlayan milyonlarca öğretmenden, çocuğu için endişelenen ve bu endişeyle ne halt edeceğini artık bilemeyen, bu bozuk ve çürümüş ortamda yine de umudunu sırf o güzel çocuklar için korumaya çalışan insanlardan yalnızca bir tanesiyim. Çok üzgünüm. İki gündür göğsümün üstündeki ağırlıkla yaşıyorum. Bugün okul girişlerine ikişer bekçi koymuşlar. Karşı okulumuzdaki bir çocuk internette tehdit içeren yorumlar yaptığı için polisler de vardı. Okul hepimiz için en güvenli yer değil miydi? Çoğumuzun gençliğinde bir sığınaktı okul...Şimdi korunması gereken yerler haline geldi. Artık kimi koruyacağımızı, kimi kimden sakınacağımızı da şaşırır olduk. Maalesef...
Bir hafta sonra 23 Nisan. Ata'm bu güzel günü çocuklara armağan etmişti değil mi? Şimdi okul süslemeleri ve kutlama için heyecanlı olması gereken çocuklar nerede? Aileler ne yaşıyor şu an? Hadi onlar için de, geride kalanlar için de tekrar söyleyelim o öğrendiğimiz ilk manimizi? Ne diyorduk?
"Daha dün annemizin
Kollarında yaşarken,
Çiçekli bahçemizin
Yollarında koşarken.
Şimdi okullu olduk,
Sınıfları doldurduk.
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz!
Okul yurt güneşidir.
Bize bilgiler saçar.
Annemizin eşidir,
Severek kucak açar.
Okul insanlık yolu,
Her yanı şeref dolu
Sevinçliyiz hepimiz,
Yaşasın okulumuz!"
Kaybettiğimiz çocuklar ve aileleri için canım yanıyor. Ne yazsak boş. Şimdiki zamanda dikenli tellerle çevrili okul bahçeleri, koca demir kapılar, güvenlik kulübeleri. Okul Böyle bir yer mi olmalı? Bizim dönemimizde disiplin, kurallar vardı ama bunlar yoktu. Öğretmenimize belki biraz korku ile karışık saygı duyardık. Sadece öğretmen değil büyüklere saygı, küçüklere sevgi denirdi. Tüm bu ahlaki, sosyal ,kültürel değerler gidince çocuğu olanlar buldumcuk olunca işler sarpa sarıyor. Umarım düzelir ama bilemiyorum. Üç gün sonra unutma ihtimalimiz yüksek. Küçücük canlarımıza , sevgili öğretmenimize Allahtan rahmet diliyorum.
YanıtlaSilAslında konuşulacak öyle çok şey var ki, sorunlar çok boyutlu. Umarım unutmayız ve tekrar yaşanmaması için bir şeyler gerçekten değişir, umarım.
SilBen duyduğumda arabadaydım radyodan duydum ve oğlum vardı. Türkiye ve ölüm lafını duyunca merak etti, biraz yumuşatarak anlattım ama anlatmak bile zor geldi, yaşamak kimbilir nasıldır... Çocuklar Türkiye'de haberlerle çok içli dışlı ve maalesef haberler şov ve reyting amaçlı verildiği için, ciddi psikolojik hasar bırakacak düzeyde.... Öteyandan ülke gerçeklerinden çocuğu korumak adına hiç yokmuş gibi davranmak da ne kadar mantıklı... İşiniz zor. Nasıl bir süreç yaşanacak şimdi rehberlik anlamında merak ettim, yazarsan ilgiyle okurum...
YanıtlaSilEvet Ceren, maalesef Türkiye'de medyanın etik denen şeyden çoğu zaman haberi bile yok. Gerçi şimdi herkesin elinde telefon, herkes sürekli canlı yayın açıyor ya da her şeyi çekip yayınlıyor. Hepimiz maruz kalıyoruz maalesef. İki üç gündür ne yapabilirim kısmını düşünüyorum.Yarından itibaren sınıf rehberliği çalışmalarına başlayacağm. Yani tek tek tüm sınıflara girip çok detaylara girmeden gençler ne hissetti ne düşündü, çok etkilenenler varsa rehberlik servisine gelebilecek lerini söyleyeceğim. Tabi ben kendim de tespit ettiklerim olursa not alırım. Bununla ilgili bir form hazırladım. Genel olarak son zamanlarda onları etkileyen bir olay var mı ya da son zamanlarda en yoğun hissettikleri duygular ne, anlatmak ister misiniz? Şeklinde sorular var içerisinde. Sınıf ortamında konuşmak istemeyen olursa belki yazmak ister diye bunu uygulayacağım. Tüm öğretmenlere yönelik genel bir toplantı yapacağım. Öte yandan bu olaylardan sonra Bakanlık da bazı çalışmalat yapılmasını ister genelde. Onların da yazısı gelir herhalde. Bu şekilde...
SilÇocuklarını evin reisi yapan herkes otursun kendini bir sorgulasın
YanıtlaSilSosyal medyada öyle çok psikoloji uzmanı türedi ki, bunların çoğunun psikolojiyle, pedagojiyle uzaktan yakından alakası yok. En ufak sınır koymada çocuk travmatize olacak zanneden veliler de var. Kafalar karışık ve gerçekten bilgi kirliliği çok fazla. Türkiye'de ruh sağlığı alanında psikolojik danışmanlar, psikologlar ve psikiyatristler vardır. Uzman pedagoğum diyenleri lütfen araştırın, hatta ne olursa olsun diploma kesinlikle sorgulayın bakmak istediğinizi söyleyin diyorum ben bazen. Konuyu dağıttım galiba, ama demek istediğim maalesef sosyal medyanın da bu duruma etkisi fazla oldu diye düşünüyorum. Doğal olandan uzaklaştık ebeveynlik yaparken
SilÖğretmenlerimizin, çocuklarımızın ve velilerin yaşadığı çaresizlik. İki gündür içim yanıyor, düşündükçe aklımı kaybedecek gibi oluyorum. İnanılır gibi değil, çocuklarımızın okul gibi bir yeri daha çok sevmeleri gerekirken şimdi korkuyorlar. Yazık!
YanıtlaSilSeni çok iyi anlıyorum Alp. Maalesef hepimiz etkilendik. O çocukların ailelerini düşündükçe kahroluyorum, bu insanlar nasıl devam edecek hayatlarına, nasıl zor bir sınavdır? Allah'ım sabırlarını versin. Tekrarını yaşatmasın.
Silbu konularda herhalde bütün halk olarak hepimizde bir eksik var herhalde, hepimiz hatalı olmalıyız, bu duruma geldiysek.
YanıtlaSilEvet canım Deep, hepimizde hatalar var. Sistem sorunlu, veli bazen yok ya da çocuğun kıymetini ya hiç bilmiyor ya da en doğrusunu o biliyor, öğretmenler bıkkın çünkü sistem öğretmeni angarya işlere mahkum bırakmış durumda ve öğrenciyi tanıma ve öğrencinin hayatına dokunma kısmına bazen gelemiyor, öğrenciyi herhangi bir sağlık kuruluşuna yönlendirmek istediğimizde karşımıza öyle saçma sapan sorunlar çıkıyor ki işini yapsan bir dert yapmadan vicdanı yük durumu yaşıyorsun bazen ve yalnız bırakılmış hissediyorsun. Yani neresinden tutsak elimizde kalıyor dediğim kısım bu. Bizi bu duruma getiren her şeye öfkeliyim galiba. Öfkeli ve de çaresiz.
SilÇok üzücü çokkk... bence çağın çocukları söz geçiren ebeveyn yokluğu yaşıyor. Daha dünyadan bihaber çocuklar evin paşası gibi davranılıp ne derlerse ona uyuluyor aman çocuğum üzülmesn diye. Tamam üzülmesin de bu çocukların da yasaklara, uyarılara, gerekirse cezalara ve disipline ihtiyacı var.
YanıtlaSilKesinlikle katılıyorum. Hatta ebeveynlerin desteğinde üzülmeye de ihtiyaçları var. Ki sınırları öğrensinler. Sınırlar konusunda yetişkinler olarak sorun yaşıyoruz bence ve bunu çocuklara öğretmek belki bu nedenle daha zor..
Silbugün o kadar buruktu ki içim. hala hazmedemiyorum, hani derler ya burnumun direği sızlıyor öyle bir hal işte. bu ülke öğretmenlere yitirdiği saygıyı bir an evvel geri vermeli. ana babalar da her şeyi uçlarda yaşamayı bırakmalılar artık.
YanıtlaSilCanım Burcu, galiba çoğumuz aynı şeyi hissettik. Şimdi bu olayın tekrarı yaşanmasın diye önlemler alınmaya çalışılıyor, geç de olsa bu vahim olayla birlikte okullardaki durum artık konuşulmak zorunda kaldı. Ne zamandır öğretmenlere ve idarecilere gerek öğrenci gerek veli tarafından saldırı ve şiddet olayları yaşanıyordu çünkü ve hiçbir şey yapılmıyordu. ( Keşke ülkemizde de olaylar bu raddeye kadar gelmeseydi.) Dilerim hepimiz bu olaydan gereken dersleri çıkarırız ve bir daha canlar yanmaz. Bunu her şeyden önce yaşamını kaybeden o küçücük canlara ve öğretmenlerimize borçluyuz.
Sil