22/07/2026

Küçük Bir Duyuru

Selaaam🌼

Yeni bir haberle geldim!

Aslında bu haberi vermek için biraz beklemeyi, önce nasıl hissedeceğimi görmeyi planlıyordum. Ama sanırım buna çoktan hazırım.
O yüzden haberimi bırakıyorum:

Bundan sonra dostunuz Annabell, yazılarına Sonrası Sonra' da devam edecek... 🤍
Bu kararın nasıl ortaya çıktığını yeni blogumda anlattım. Kendime yeni bir başlangıç ve yeni bir nefes alanı açmak istedim. Bakalım bu yol bizi nereye götürecek. 🌼

Bu blogu kapatmayı ise hiç düşünmüyorum. Sonuçta 2014'ten beri biriktirdiğim anılar, yazılar ve güzel insanlar burada. Burası benim blog dünyasındaki evim gibi.

Kim bilir... Belki Annabell biraz gezip dolaştıktan sonra yeniden evine dönmeye karar verir. 😄

Şimdilik sadece yeni bir nefes alanına ihtiyacım vardı.
Ve Sonrası Sonra, o bebek adımım olsun istedim.
Sevgiyle... 🤍



13/07/2026

Ölüdeniz Tatili ve Bavulumdaki Kaygı

   

Ölüdeniz'den bir gün batımı


    Evet bu fotoğrafı çekeli bir hafta olacak :) Aylar evvel aldığımız tatili koşuşturmaca ve hastalık durumlarından son dakika hatırladık desem, bana inanır mısınız? Yani elbette tarihi biliyorduk ama okul kapandıktan sonra yaşadığımız süreçlerden sonra tatil anca aklımıza geldi diyeyim. Velhasıl gitsek mi gitmesek mi diye bocalamamıza kızım tatil heyecanıyla nokta koydu ve düştük yollara... Ben daha önce de Fethiye'ye  kız arkadaşlarımla gitmiştim ve o kadar eğlenmiştik ki, yollar gözüme hiç de uzak görünmemişti. Ama çocukla ve öncesinde yüklenen bir kaygı dozuyla birlikte yollar git git bitmedi. Bir daha da Fethiye'ye gitmem dedim de eşim güldü. Ben çok eminim yalnız bu sözümden..

      İlk gün otele girince bir garipsedim, yolculuğun yorgunluğuyla birlikte gıcık bir kadına dönüştüm adeta. Eşim dedi ki: " Merve, bence şu an her şey gayet güzel ve tertemiz görünüyor. Kaygın hâlâ yüksek. O yüzden her şeye biraz önyargılı ve olumsuz bakıyorsun. Bir rahatla. Kızımız da biz de iyiyiz. Bir şey olmaz, ama olacak olursa bakacağız çaresine. " Dedi. Adam bu sözleriyle beni âdeta resetledi dostlar. Ve gerçekten de gri ve olumsuz gördüğüm şeyler bir anda renklendi, mânâlı hale geldi.  Bir de ne olursa olsun bir uyuyup uyanmak daha iyi hale getiriyor bence her şeyi. Sertab boşuna demiyor " Bir çaresi bulunur elbet canım, bir uyuyup uyanalım. " Diye. 

     Hatta öyle ki, her akşam yemeğinden sonra mini club yapıyorlar ve sonrasında da yetişkinlere yönelik etkinlikler yapılıyor. Mini club'ta çocuklara yönelik danslar yapıyorlar. Öyle eğlenceli ki, kızım bayılıyor dans etmeye ama çekingen olduğu için benimle birlikte çıkmak istiyor sahneye. Ben de onun için çıktım birlikte yapmaya çalıştık figürleri... Derken bir anda Macarena şarkısını açtılar ve herkesi sahneye davet ettiler. Bu şarkıda ben kızımı unuttum dostlar, bildiğiniz kendim için dans etmeye başladım. Birkaç tane Rus kadın da birden atladı sahneye. Hahaha, hani müzikal filmlerde birden şarkıyla birlikte dans etmeye başlarlar ya, tam da öyle bir an oldu ve çok tatlıydı. Macarena'dan sonra Waka Waka dansını da öğrendik ve yaptık hep birlikte, mini cluba farklı bir soluk getirdik ama bence çok daha eğlenceli oldu :)) 

    Çok şükür hastalıksız, kazasız belasız güzel bir tatil oldu ve döndük evimize. Bir daha çocukla Fethiye'ye gitmem ama Budapeşte-Viyana'ya gitmek için çoktan uçak biletlerini aldık bile. :)) Bakalım sırada o var, ama daha ona çok var. Kaygı düzeyi yüksek bir insanım ve bununla birlikte bebek adımları değil bazen dev adımları atıyorum. Yine de beni koruyan bir güç var gibi hissediyorum böyle anlarda. Karnımdaki yumruyu biraz daha gevşetmek ya da bendeki etkisini azaltmak isterdim. Umarım o da olur. 


Macarena

03/07/2026

Sonrası Sonra

 
Kendi objektifimden gün batımı

  

    Gecenin şu saatinde uyuyamadım. Kaygılı, depresif, umutlu, sakin...her şeyden biraz birazım :) "Yahu Annabell yine ne oldu? " Diye soruyor musun bilmiyorum, ama ben anlatacağım :) 

     Geçen hafta okulların kapanmasına bir gün kala, arkadaşımda toplaşmıştık. Miray daha okuldaydı ve benim için şu küçük özgürlük anlarından biriydi, anlarsın ya. Tam da böyle çocuğunu büyütmüş, okula yollayıp arkadaşlarıyla yeniden sosyalleşmeye başlayan anne modlarında sevinirken ve benim annelik konusunda pimpirikli olduğumu söyleyen bazı kişilere içten içe nanik yaparken kızımın okulundan arandım. Ateşi çıktığını öğrenince ayaklandım ve bir koşu kızımı okuldan alıp eve geldim. Sonrası yüksek ateş, üst üste kusma vs. Senin anlayacağın hoş olmayan bir tablo ve tabiki o geceyi hastanede serumla, ateş düşürmeyle filan geçirdik. 

      Aradan bir hafta geçti ve bu süreçte kızımın artık toparlandığını düşünüyordum. İlaçları da bitmişti. Ve yine arkadaşlarımdan birine davetliydik akşam için. Kızım benden daha heyecanlıydı bu misafircilik işine ve birlikte güzel güzel hazırlanırken, birden bire yine kusmaya başladı küçüğüm. 

      Ne oldu, yine ne olmuş olabilir, acaba tam düzelmedi mi, derken o kaygıyla tüm planları iptal ettik tabiki. Ve fakat kızım kustuktan sonra rahatladı ve oynamaya başladı. İştahı filan da açıldı. Şimdi arkadaşıma gideyim desem içim rahat etmez, evde kalsam kendime acıyorum ve kaygım halâ geçmiş değil. Eşime:" Ben bir nefes alacağım. " Diyip çıkıp yürümeye başladım. Kendi kendime düşünüp yürürken, baktım yanaklarımda bir nemlenme hissi var. Farkında olmadan ağlamışım...Şaşırdım da kendime, ama bir rahatladım ki sorma. 

      Çok ikircikli hisler bir bakıma. Hem annelik içgüdüsüyle kaygın tavan oluyor; çocuğun iyiyse ve o hastalıklı hali geçtiyse bu sefer de kendine ve heveslerine acıma hali geliyor. Kendine acırken bundan dolayı pişmanlık da hissediyorsun bazen. Çünkü nihayetinde sen bir anasın ana. Gerçi şu pişmanlık duygusuyla benim pek işim olmuyor, oralarda çok bulunmuyorum ama yine de şöyle bir esintisi dolaşmıyor değil. 

      Bazen de böyle oluyor işte. " Heh şimdi oldu, rahatlayabilirim. " Gibi bir hayat noktası yok, ben artık anladım. O nedenle her şey ve herkes iyiyken, yani o küçücük anlardan bahsediyorum, öyle nadir anlarda yapıştıracaksın keyifli eylemlerini. Ya da farkına varıp keyifle yayılacaksın koltuğunda, sevdiğin bir şeyler içeceksin. Sonrası sonra... 



     To Build A Home

28/06/2026

Dudağımdaki Uçuk, Etrafımdaki Kaos

       Olleeeeyy tatil başladı oleeey!!! 

     Ben ve alt dudağımdaki kocaman uçuğum birlikte geldik bugün. Anlatacaklarımız var size dostlar!! 

      Arkadaşlar ben bir aydır yoktum, çünkü değişik, saçma sapan günler yaşadım. Ne demek istediğimi anlatmaya çalışırken mevzuları uzatabilirim, sıkıcı olabilirim. Benim bugün anlatmaya ihtiyacım var ve açıkçası bu ihtiyaçla geldim buraya. 

    Şöyle ki, yaklaşık on yıldır çalıştığım kurumda geçen sene idari kadro değişti ve yeni müdür geldi. Geçtiğimiz sene Müdür yardımcıları okul öğretmenlerinden oldu ve bir şekilde yeni gelen müdür de ( adına Mehmet Bey diyelim) kuruma uyum sağladı, güzel geçti yani. Bu sene müdür yardımcılığı kadrosuna üç yeni arkadaş geldi. Üçü de birbirinden farklı, değişik kişiler.

  Bu kişilerden bir tanesine Hande diyeceğim. Hande hanım her şeyi bilen, müdür gibi emirler yağdıran, müdüre haber vermemiz gereken kısımları bile kendisine söylememizi isteyen bir tip. Çalışkanlık adı altında müdür yetkilerini kullanıyor filan, Mehmet Bey de her şeyi bıraktı kadının üstüne, suya sabuna dokunmuyor. Okulun dinamiğini bilmeyip anlamadan hop yeni kurallar, birbirinden habersiz işler yaşanıyor ve bir şekilde idarede sıkıntılar çıkmaya başladı ve Mehmet Bey ilk dönem sonunda istifa ettiğini duyurdu bizlere. Neyse ona güzelce teşekkürümüzü edip veda ettik. 

   İkinci dönem yeni gelen görevlendirme müdüre merhaba dedik. Ali Bey, yani yeni gelen müdür de özel hayatını toplantıda rahatça anlatan bir tip çıktı. Önceki eşi ve ikinci eşiyle ilgili bahsettiği şeylere insanlar bir anlam veremedi. Ama her nasılsa bu müdür beni pek sevdi. Aslında diğer öğretmenler de sevdi müdürü, çünkü üslubu kırıcı olmayan, iyi niyetli yaklaşan ve net cevaplar veren bir insan olduğu da anlaşıldı zamanla. Ve fakat Hande Hanımla yıldızları barışmadı. Çünkü Hande Hanım müdürün adına konuşup öğretmenlere görev yağdırmaya çalışırken, Ali Bey "Bir dakika Hande Hanım, ben müdür olarak buradayım ve bunlar benim işim, kavram karmaşası var belli ki aramızda bunu bir netleştirelim. "dedi. Yani tam olarak böyle söylememişse de aralarındaki mevzu böyle başladı. Bunu duyan Hande Hanım, profesyonelliğini bir saat anlatan Hande Hanım'ın içinden çirkef bir kişilik çıktı ve okul personeline dahi yansıyan bir tartışma yaşandı aralarında. Okul küçük olunca herkesin her şeyi öğrenmesi de çok kısa sürdü tabi. 

    Müdürle Hande Hanım'ın arası kötü olunca Hande Hanım herkese melek oldu. Kimisine ( ben de dahil) müdürle yaşanan olaydaki melek rolünü anlatarak işi başka noktalara taşıdı.. Yüzüne bakmayıp haddi olmadan yüksek perdeden konuştuğu öğretmenlerle kahve ikramı eşliğinde cici sohbetler etti. Müdür bey de tabi durumu anladı ama henüz kadrosu gelmediği ve akıbeti de ne olacağı belli olmadığından sessiz kalmayı tercih etti. Geçtiğimiz hafta müdür beyin kadrosu da geldi, yani artık bir değişiklik olmazsa önümüzdeki birkaç sene bu okulun müdürü olacak. Bakalım gelecek sene neler olacak? 

      Şimdi buraya kadarki kısım idarede yaşanan şeyler. Ben nereden biliyorum? Çünkü Hande Hanım da müdür bey de işle alakalı görüşme talebinde bulunarak bana bu mevzuyu kendi açılarından anlattılar. Ben tabi orta yollu cümleler kurup iyi dileklerde bulundum ama dışardan bir tanık gibi hissetmeye başladım kendimi yaşananlar karşısında. Ne bileyim Hande Hanım bana böyle cici cici konuşur hep, müdürle tartışmasını ve sonraki yaptıklarını görünce " Neler oluyor Altan? " Dedim kendi kendime. Müdür beyin küçük hesaplamalarına şaşırdım. " Bunlar kurt olmuş yahu! " Dedim. Sonra da baktım kendi zihnimde de olayları fazla düşünüyorum, kendi kendime ikisini de tanımadığımı söyledim ve anlattıkları kadar profesyonellerse oturup bu krizi çözsünler amaaaan dedim. Çünkü öyle. 

     Şimdi diğer bir konu da öğretmenler. Ben genelde meslekçi hocalarla iyiyim. Kadın öğretmenlerle bir iki kişi hariç çok yakın değilim çünkü dedikodu temelli bir ortam var bizim kurumda ve kendimi geri çekmekte buldum huzuru. Benim yakın olduğum iki hoca da ben gibi kendi hallerinde tarafsız olmaya çalışan kişiler. Neyse bu büyük kadın grubu bir sebepten ( saçma sapan bir sebepten) araları açılmış iki gruba bölünmüşler. Resmen vazgeçilmeyen insana dönüştük son bir ayda. O grup geliyor diğer grubu kötülerken bana diyor ki " Senle ilgili de konuştular, kim hakkında konuşmuyorlar ki iki yüzlüler. " Diyor. Diğer grup geliyor resmen aynı cümleleri kuruyor. Yani buradan çıkan sonuç ne? Bunlar zamanında iyiyken oturup bir güzel beni de konuşmuşlar hahahahah :))) Kız sizin başka işiniz mi yoktu Allah aşkına ya! Bir de ben şaşırdım mı, hayır. Ama günün sonunda keşke barışsalar da yeniden bizi konuşsalar, eskiden daha huzurluydum, dedim yani. 

     Senin anlayacağın saçma sapan kaosların ortasında kaldım. Değişik insan tipleri tanıdım. Bir yandan da kendimi gözlemledim. Ben olayların içinde değil de kenarında durayım istedikçe merkeze çekiliyor gibi hissettim. Absürd bir hikayenin içinde buldum kendimi. 

     Ben artık şuna eminim, eğer bir insanla oturup konuştuktan sonra ikircikli hissediyorsam sezgilerime güvenmeyi seçmem gerek. Vardır kalbimin bir bildiği deyip temkinli bir noktada durup düşünmem gerek. Bazen akıl çok güzel açıklamalar yapıyor, mantıklı nedenlere bağlamak istiyor insanların davranışlarını. Ama sezgim " Bir dakika" diyorsa durmak en iyisi belki de. Bir de ben insanları o kadar da fazla anlamak istemiyorum ya. Valla bak. Yani mesela kadın türlü entrikalar yapıyor, benim alanıma da giriyor ve özür filan dilemiyor hakkı gibi görüyor; sonra bir sohbet anında gelip bana annesiz büyüdüğünü anlatınca ben bu kısımla onun diğer bütün davranışlarını anlamlandırma gayretine girişiyorum. Bu beni aşırı yoruyor. 

   Neyse dostlar... Gördüğünüz gibi bir aylık yokluğumu bir bavul hikayeye sığdırdım da geldim. Daha ne kirli çamaşırlar var da ben onları yıkamak filan değil, direk çöpe atmak istiyorum. Bir süre kimseyi dinlemek ve de anlamak istemiyorum. Ve mümkünse başka bir kuruma geçmek istiyorum. Duaysa dua manifestse manifest, sizi de tüm tuşlara basmaya davet ediyorum. Şu Annabell için iyi dileklerinizi esirgemeyin sevgili dostlar 🤣😆 


Karşıyım




01/06/2026

Bayram Tatili, Kelebekler ve Küçük Mutluluklar

     


    Dün öyle garip rüyalar gördüm ve o kadar az uyudum ki totalde, yine de kendimi harika hissediyorum. Aldığım takviye ve ilaçlar işe yaradı diyebiliriz galiba :)) Kendimi enerjik bir sosyal kelebek gibi hissederken buraya da gelmek istedim. Zira hep hastalık hep kasvet konuşmak istemiyorum buralarda. Bir de insanın ürettikçe üretesi, tembelleştikçe de tembelleşesi geliyor gibi. En azından benim için durumlar böyle. O halde üretken bir günden merhaba :))

     Bayramda dokuz günlük tatil hem iyi geldi hem de uzun. 5 yaşında bir çocuğu sabahtan akşama minimum ekran süresiyle eylemeye çalışmak cidden zordu. Bu çocuk bir de bebek gibi "Anneeeeğğğ yanıma gel, anneeğğ benimle boyama yap. Anneeeğğğ gel barbie evinde oynayalım." diye tutturunca en son çareyi "Ben hasta olayım sen beni tedavi et." türevi oyunlarda buldum. :)) Birlikte kek yaptık, salıncakta sallandık ( onun beni salıncakta sallama isteğine hayır demedim tabii ki :), güneş bizi yakıncaya dek parkta sonrasında serinlemek için de AVM'de vakit geçirdik. Bolca dondurma yedik, akşamları patlamış mısır balkon keyfi yaptık. Kirazlardan kulağımıza küpeler yaptık :)  Tabi kimi zaman bu programa eşim dahil oldu kimi zaman da görev paylaşımı yaparak ben başka işleri hallettim filan. 


(Off Campus dizisinden)


     Kızım uyuduktan sonra bana kalan vakitlerde kitap okudum, bakım maskeleri yaptım ( cilde olan etkisini bilemem ama mentale etkisi pek hoş :)), Amazon'da "Off Campus" dizisine başladım. Bunu tek bir cümleyle geçiştirmek istemem. Çünkü uzun zaman sonra gerçekten diyalogları fena olmayan, kız erkek ilişkisinin daha olgun ve sınırlara özenli bir yerden ele alındığı bir gençlik dizisine denk geldim. Ve tamam, itiraf ediyorum, Garrett ( Belmont Cameli) ne güzel bir adam, Hannah ( Ella Bright) ne güzel bir kız dedim :)) Alevli sahnelerden gözlerimi asla sakınmadım :) 

     Diziyi izlerken ister istemez kendi gençlik yıllarımızı ve bugünün gençlerini de düşündüm. Kendi ülkesinin siyasi durumlarıyla bu kadar haşır neşir olan başka ülke gençleri var mıdır bilmiyorum. Diğer ülkelerde gençler kendilerini ve dünyayı keşfetme ve eğlenme konusunda o kadar çok imkana sahipler ki, bizim bahar şenliklerimizin bile artık olmayışı üzücü geliyor. Çocukların güvenle ve neşeyle oynadığı, gençlerin umutla geleceğe bakıp hayatı keşfettikleri bir ülke hayal ediyorum, diliyorum.

     Bu arada bana uyan spor videolarını da keşfettim galiba. Ben içinde dans olan her şeyi seviyorum ve youtube'da Growwithjo kanalını keşfettiğim için aşırı mutluyum. Tam benlik videolarıyla şaşırtıcı derecede terleyip, eğlenip bir de üstüne harika hissediyorsun :) Evde kendi kendine spor yapmak isteyenlere öneririm. Ben kızımla birlikte yaptım gerçi ve ikimiz için de harika bir aktivite oldu :)))

      Yaz geldi, diyebiliriz sanırım artık.  Sabah uyandığında güneşli bir gün olduğunu görmek ne güzel şey, değil mi :) Pembe- turuncu mavi tonlarında günü tamamlamak da öyle... Dün parktayken kızım heyecanla beyaz bir kelebeğin ardından koşmaya başladı. Sahi uçuşan kelebekler görmeyeli ne çok oldu, diye düşündüm ve kızımın heyecanına ortak oldum. Bir çocuk heyecanı ve merakıyla dolu hissettiğimiz bir hafta olsun hepimize dostlarım :)


        Make me feel                               






16/05/2026

"İncinmişsin, " dedi

   Günlerdir hayatımın en güzel uykularını uyuyorum. Akşam kızımı uyuttuktan sonra şöyle bir yatma hazırlığı yapıyorum. 23.00 civarı yatağa giriyorum ve belki bir dakika içerisinde uyumuş oluyorum. Sabaha kadar kesintisiz bir uyku çekiyorum. Sabah gözümü açıyorum ve şöyle bir etrafa bakıp sessizliği dinliyor ve sonra tekrar uyumaya devam ediyorum. Resmen uyumalara doyamıyorum. Tarkan gibi konuşasım geldi bu noktada 
"Bir süredir yazılıp çiziliyor... 
Konuyla ilgili konuşuluyor...
 Bize de her gün soruyorlar...
 Doğru mu değil mi....
 Evet doğru.... 
Hasta oldum ben" 😆😅 

       
      
      Bahar yorgunluğu denen şeyi yaşıyorum zannedersem. Vücudum dört bir yandan alarm verse de belirgin olan şeyler ateşli olmam (her daim 😝🤣) , uzayan çökkünlük hâli ( nazar değdi), eklem ağrıları ( olmazsa olmaz) vs. ydi. Çeşitli testlere girip, bu sefer kendim için bir çanta ilaçla döndüm eve. Doktor öncelikli olarak dinlenmemi salık verdi. Kızım doğduğundan beri ilk kez evde yalnız kalıp dinlenebildim arkadaşlar. Eşim kızımla birlikte sabah evden çıkıyor ve akşama kadar ev bana kalıyor. " Anneeeğğğğ" sesleri gelmeden yatabilmek, hasta olup dinlenebilme lüksü ne güzel bir şeymiş, bakın gözlerim dolu dolu 🥲🥲 

     Ciddi bir durum yok ve toparlanacağım kısa zamanda. Yine de son zamanlarda ki koşuşturmacalarımı düşününce hastalığın da bir nimet olduğunu düşünüyorum. Resmen sana vücudun ayar çekiyor " Hoop birader, nereye böyle? Beni böyle hunharca kullanırsan faturasını ödersin ona göre! " Diyor. ( Vücudum biraz eril enerjiyle dolu sanırsam 🤣) 

      Ben de bir süre dinleneceğim. Bayram için planlar yapıyordum ama, şu an tek planım oturup dinlenmek. Doğanın içinde piknikler yapıp kısa yürüyüşlere çıkmak ve bolca uyumak istiyorum. 
Size de kocaman sevgiler gönderiyorum... 💕
Görüşürüz beybiler :) 

       Mavi Kuş

07/05/2026

Parfüm Şişesi ve Flört

   


   Havalar ısınmaya başladı. Nihayet Güneş'i tekrardan gördük, Allah'ım şükürler olsun :)) Baharın geldiğini en iyi anlayabileceğiniz yerlerden biri de okullar bence. Özellikle de lise kademesinde bahar aylarında bahçe etkinlikleri artar, spor müsabakaları yaşanır. Öğrenciler sınıfta değil dışarıda olmak isterler ve buna kim kızabilir :) 



    Baharın etkisiyle flört eden, cilveleşen gençler görürsünüz kıyıda köşede. Bugün bu cilveleşme dozunu fazla kaçıran iki öğrencimle görüşmem gerekiyordu. Erkek öğrencim dedi ki: " Hocam kız arkadaşımın kokusu çok güzeldi. Anneme anneler günü için parfüm alacağım da emin olmak için biraz yakınlaştım." dedi. İçimden yalanın güzelliğine şapka çıkarıp kıs kıs güldüm. :))

      Flörtün en tatlısı birbirine karşı çekim duyan iki insanın o başlangıçtaki birbirini tanıma  evresinde oluyor bence :) Gençlere bakınca bu aşamayı yakalıyor gözlerim. Birbirini dünyanın merkezine koyup okulmuş, öğretmenmiş, uygunmuş değilmiş sorgulamadan yakın olmak istiyorlar. Okulu birlikte kırıp dışarda el ele dolaşmak istiyorlar. Kızlar daha özenli, erkekler onca spor faaliyetine rağmen daha güzel kokuyorlar, hahhahaha ( Aksini duymanızı dilemem ! :))  

      Tabi biz unumuzu eleyip eleğimizi duvara asmışız. Böyle söyleyince de kulağa sıkıcı gibi geldi ama değil. Demek istediğim flört şekillerimiz değişti. Hele evlilikten sonra flört edebilmek büyük ve de önemli bir mesele. Burnunun dibindeki insana her gün merakla bakıp onu keşfetmek istemek sürdürülmesi zor gibi gelen bir durum. Bir de halihazırda çok güzel giden bir ilişkiye bile insan alışıyor. Aslında güzel olan bir şeyi bile sıkıcı ve rutin gibi algılayıp "Daha?" diyebiliyoruz. 

   Yine de birinin orada olduğunu bilmek, seni sevdiğini ve seni düşündüğünü hissetmek, onun gözlerinde kendini güzel hissetmek sıcacık bir duygu. Küçük gibi görünen şeylerin etkisi çok büyük. Sen seviyorsun diye alınan tatlıda, sen rahatsız olma diye düzeltilen koltukta, sen üşüme diye senin için alınan cekette, sen kızma diye eve gelinen saatte hahhahah :))) 

   İki farklı parçanın bir araya gelince klik diye oturması, birbirine uyması diye tarif etmişti bir arkadaşım aradığı ilişkiyi. Böyle iki parça varsa ve bir araya gelme şansını elde ettilerse ne mutlu! Ama çok nadir ve gerçekçi değil gibi geliyor bana bu. Birbirine uyan parçalar olabilmek adına evrildiğimize, zamanla törpüldüğümüze ve bunu gönüllü bir şekilde yaptığımıza inanıyorum ben. Eskiler : " Geçinmeye gönlü olmak." diyor ya, heh o işte :)) Kolay bir iş değil yani. Ama flörtün etkisi büyük dostlar :)) 

     Bugün bu yazının tohumlarını içime atan öğrencime ve de parfüm kokusuna teşekkürü borç bilirim o halde :))) Zor durumlarda şu şekil bahanelerimiz olsun hepimizin ! :))


Kiss Me

Küçük Bir Duyuru

Selaaam🌼 Yeni bir haberle geldim! Aslında bu haberi vermek için biraz beklemeyi, önce nasıl hissedeceğimi görmeyi planlıyordum. Ama sanırım...