11/03/2026

Rüyamdaki Patates Kızartması

      Dün gece rüyamda patates kızartması yiyordum. Ama nasıl güzel patates… Çıtır çıtır, üstelik öyle yağlı filan da değil. Uyandığımda canım nasıl çekmişse artık ilk düşüncem patates kızartmak oldu. Sonra diyette olduğumu söyledi mantıklı sesim.



Son bir şansımı denedim ve kızıma sordum:
“Miray, patates kızartması ister misin?”
Sonuçta kızıma yapacağım. Arada da göz hakkı niyetine iki üç tane yerim yani, ne olabilir ki?
Ama kızımın:
“Hayır, benim canım patates istemiyor.”
demesiyle o plan da güme gitti.

Öyle işte… patatessiz bir sabaha merhaba dedim. (ühü ühü)

  Bu arada neden evde olduğumuzu söylemedim. Ben bu haftaya çok yorgun ve halsiz başladım dostlar. Dahası salı günü bayılacak gibi hissedince doktora gittim. Çeşitli testler yapıldı ama ben zaten biliyordum; uzun süredir çok yorgunum ve bir güne dünya kadar iş sığdırmaya çalışmaktan tükenmiş hissediyorum.
Nitekim sonuçlara göre de sadece D vitamini eksikliğim çıktı.
Güneşli günlere olan beklentim böylece daha da arttı. Bir bahar, bir de güneşli günler iyi edecek beni biliyorum. Bir de memleket ziyareti…


Yarın memlekete doğru yola çıkıyoruz. O kadar mutluyum ki… Sadece bu düşünce bile üzerimdeki ölü toprağını büyük ölçüde attı diyebilirim.
Ben biraz evlat olmak istiyorum.
Bir anne babanın nazlı kızı olmak…
Aslında sadece Miray’a dede nine olmaları bile yeter. Ben şöyle yatağımda uzanıp kekikli zeytinyağlı kahvaltı kokularına uyansam kâfi.
Belki annem patates kızartması da yapar. Sonuçta Miray çok seviyor anneannesinin patateslerini.
Evet evet, içli köfte de çok seviyor anneannesi. Akşam için harika bir fikir.
Babacım… Hayır, Miray kadayıf tatlısı nedir bilmez, sevmez de… Ama künefeye kim hayır der? Miray derse de ben demem canım babam.
Anneciğim bu mutfaktan gelen kokular da ne?
Ay evet, ben demiştim di mi? Miray zeytinyağlı yaprak sarmasını çok sever.
Evet evet ben de severim. Haklısın, annesine çekmiş işte hahahah :)) 
Anne yeter… nolur daha fazla sevdiğim yemek yapma…
Patates olacağım ben anneğğğ!

 
(Yapay zekânın yaptığı bir illüstrasyonum. Patatese dönüşmeden koyayım dedim. Hahahhaha, tamam tamam bu illüstrasyonu çok beğenmiş de olabilirim..Daha eve gelmeden şımardım ben anneeeğğğ :))) 


04/03/2026

İnce Çizgiler Üzerinde

   

  "Günün birinde uyandım, yatağımda doğrulup oturdum ve gülümsedim. Artık en ufak bir acı hissetmiyordum ve birden, doğru insan diye bir şeyin olmadığını hissettim. Ne yeryüzünde, ne de cennette. Öyle biri, öyle tek bir kişi  yok.  Sadece insanlar ve her insanın içinde bir tutam doğru insan var ama kimsede, bizim diğerinden beklediğimiz ve umduğumuz şey yok. Kusursuz insan diye bir şey yok ve o mutluluk veren, harikulade tek adam aslında hiç var olmadı."(İşin Aslı, Judit ve Sonrası- Sandor Marai)

                Bugün bir arkadaşım aradı beni ve kısa süren bir hal hatır sorma kısmından sonra bana: "Merve çok mutluyum. Artık kendimi gayet iyi hissediyorum. Bitti. Uzun zamandır saplantı haline getirdiğim düşünceler de, hisler de gitti. Tabii ki gün içerisinde onu yine düşündüğüm oluyor, aklıma geliyor ama kendi hayatımı da yaşayabiliyorum, başka şeylere de merak duyabiliyorum. "dedi. Onun bu sözleri kitaptaki İlonka'yı ve yukarıdaki sözlerini hatırlattı bana. Sahi, bazı kavramlar arasındaki ilişki ne kadar ince ne kadar da hassas :) Bazen saplantı ve aşk arasında git gel yaparken başka kıyılara savrulduğumuzun farkında bile olamıyoruz galiba. Sonra duygular yerini daha sahici bir zemine bıraktığında da şu soruyu soruyoruz belki? 

"Aşk mıydı gerçekten? Yoksa zihnimin ve kalbimin bir boşluğu tamamlama çabası mıydı sadece?"

      Bu arada aşk ile ilgili en güzel cümleyi, üniversitedeyken felsefe hocam olmasının şanslılığını halen duyumsadığım Ahmet Cevizci söylemişti: " Sevdiğin insanın hoşlanabileceği ve sevebileceği o kişi olmak isterken yaşadığın dönüşüm." demişti. Tabi burada daha iyi insan olmak, daha erdemli birine dönüşmek kavramlarını da öne attığını hatırlıyorum. Yani aşkın bizi daha iyi birine dönüştürme gücünden bahsedebiliriz galiba. Ama orada bile şöyle bir ince çizgi yok mudur? Bu dönüşüm kendimize doğru mu oluyor, yoksa kendimizden uzağa mı düşürüyor? 

       Her halükarda bizi büyüttüğüne inanıyorum. Tüm o şaşaası ve ayakları yerden kesen haliyle bizi başka diyarlara götürüp, sonra gerçekliğe geri getiriyor. Hep aynı kalmasını dilediğin duyguların bile dönüşüm halinde. Sen değişiyorsun, o değişiyor, ilişkinin kendisi bile değişiyor. Dönme dolap içerisinde birbirinin elini bırakmama isteği belki de. Ve evet bazen gerçekten  manyaksı bir hal :)

         Dönüp Ahmet Cevizci'nin sözlerine tekrar baktığımda şunu düşünüyorum: Sevdiğin kişinin sevebileceği insan olmaya çalışırken kendi potansiyelini de keşfediyorsun bazen. Benim içimde bu da varmış dediğin yerlere temas ediyorsun, o üzgün olacağına birlikte haksız olalım derken bulabiliyorsun kendini ve o haksız ortaklıkta yeni bir dil inşa edebiliyorsun :)) Galiba bu dönüşüm kendinden ve özünden uzağa düşünce acı verici oluyor, kayıp duygusu geliyor. Kendinden uzağa düşmek...Ne yakıcı bir his! Belki de iyileşme şurada başlıyor: "Onu hâlâ düşünüyorum ama kendi hayatımı da yaşayabiliyorum." cümlesinde. Tamamen unutma diye bir şey olmadığını düşünürüm. Sadece bazı kişi ve olayların düşüncemizdeki hacmi küçülür. Ve o hacim küçüldüğünde, hayat genişler yeniden. 

                                       
                                                  ( Edward Hopper- Morning Sun )                                  

        Baktım işlerime odaklanamıyorum, geleyim de yazayım dedim. Ne anlattığım konusunda bir fikrim yok ama şunu biliyorum, yazarken içimdeki düğümü de gevşetiyorum.  Kitaptaki şu bölümü okumak bile içimi ısıtıyor. Bir sıkıntının ya da duygunun pençesinde asılı kalmış hisseden herkesin bir gün İlonka gibi hissetmesini diliyorum: Bir sabah kendi yatağında doğrulup, acı hissetmeden gülümseyebilmesini.  Öyle ya; mükemmel insan yok, mükemmel hayat da yok. Ve bu neresinden bakarsanız bakın aslında acayip özgürleştirici! 

        

       BØRNS - Electric Love

Rüyamdaki Patates Kızartması

      Dün gece rüyamda patates kızartması yiyordum. Ama nasıl güzel patates… Çıtır çıtır, üstelik öyle yağlı filan da değil. Uyandığımda can...