31 Ocak 2026 Cumartesi

"Gün Batımı Esintisi" Taşındı

 


   Sevgili dostlar, 
  Eski adresimi Google bir türlü görmeyince ve com. 'lu adresi de okulda açamayınca anlık bir fikirle yazılarımı yeni bir adreste yazmaya karar verdim. Kim bilir belki bu sefer Google amcayla daha iyi anlaşırız:)) Ne de olsa her insanın ihtiyacıdır görülmek :) 

    Sizler de "Bu Annabell ne yazmış acaba? " diye merak eder ve yazılarımı görmek isterseniz beni yeniden takibe almanız gerekecek sevgili dostlarım. Şimdiden hepinize kucak dolusu sevgiler :)) 

Not: Teknik sorunlar yaşadığım süreçte bana yardımcı olan Blogforum'dan Sinan Bey'e tekrardan teşekkür ederim 🙏

29 Ocak 2026 Perşembe

İyi İnsan Olduk, Yine de Tır Çıktı

  
   Size üniversitedeki mavi koltuktan bahsetmiştim hatırlarsanız... 
Bu hafta o koltuğun müdavimlerinden olan, İstanbul'da yaşayan çok sevdiğim dostum Zeynep'i  ziyarete gittik ailecek. 

   O mavi koltukta kıkır kıkır gülüp, dört sene sonraki halimize videolar çektiğimiz günler geldi aklıma, hahahahha :) 10 sene sonrasını hiç çekmedik ama halimiz çok komikti. Zeynep iki yaşındaki oğlunun bizi çok mutsuz bir şekilde karşılamasına biraz sinir oldu. Ben dört yaşında çocuk annesi olarak iki yaş sendromlarına ve uykusu gelen çocuk hallerine hakim olduğumdan: " Olur öyle şeyler yavrucum " Deyip durdum. Yalnız ben annelikte biraz daha tecrübeli olma halini çok sevdim. Çünkü bu alan kendini annelik rolünde keşfederken bir yandan sürekli bocaladığın, bazen doğrusunun ne olduğunu bilemeden el yordamıyla ilerlediğin ve çocuğunu büyütmüş mutlu annelere hasretle baktığın bir dönem olabiliyor... Haliyle canım arkadaşımı çok sevsem de bir parça tecrübeli- rahat anne pozu kesmiş olabilirim. Buradan siz değerli dostlarıma da bunu itiraf etmekte bir beis görmem, göremem! :)) 

      Birbirine hoş bakışlar atmayan sevgili yavrularımızı oyuna dahil etme görevini babalara devretmeyi bildik. Onlar  çocuklarla birlikte oturup trencilik oynar ve bir yandan sohbet etmeye çalışırken biz yeniden o mavi koltuğa dönmüş gibi heyecanla birbirimize son haberleri verme gayretindeydik. Annelikten sonra çok unutkan olmaya başladığımızı fark ettik mesela ve beynimizi üç kişilik kullanma durumundan kaynaklı olduğunda anlaştık. Bu çok iyi geldi :)) Bir de erkeklerin de lohusalık ve hassas dönemleri olduğu konusunda anlaşma sağladık. Sonra birbirimizi övme kısmına girdik ki, bunun verdiği enerjiyi verecek başka bir aktivite tanımam arkadaşlar. Eskiden de ne zaman bir araya gelsek, önemli bir süreyi buna ayırıp sonra da odalarımıza dağılırdık. O an aramızda olmayan arkadaşımıza da fotoğraf ve mesaj atmayı ihmal etmedik tabikisi de. 

    Senin anlayacağın harika bir buluşmaydı. Aslında harika bir gündü, demek isterdim ama İstanbul trafiği buna engel oldu diyebilirim. İstanbul'da yaşayan dostlar nasıl hayatta kalıyor, ne yapıyor da iş çıkışı eve ulaşabiliyor? Şehrin içinden çıkmaya çalışırkenki geçirdiğimiz süre, İstanbul- Bursa arası yolu ikiye katladı neredeyse. Tam trafik açıldı artık Bursa yolundayız ohh dedik, bu sefer de tırın bir tanesi hızla şerit değiştirip neredeyse bizi yok ediyordu. Bu güzel yazıya bu korkunç detayı eklemek istemezdim ama bazen güzel şeyler ve korkunç şeyler ardı ardına yaşanabiliyor arkadaşlar. Hayatın matematiği çok farklı. Bir de ben kontrolcü bir yapıya sahibimdir. Yola çıkmadan en az üç gün evvel başımıza kötü bir şey gelmesin diye olabildiğince iyi insan olmaya çalışırım, herkes hakkında iyi şeyler düşünmeye çalışırım filan 😆 Bak işte, kontrolcü yanıma hayat nasıl da nanik yaptı. 

     Olayın iyi tarafından bakarsak, bu yolculukta kontrolcü yanımın işlevsiz olduğu ve beni işlevsiz bıraktığı konuları da düşünme fırsatım oldu: Hâlen yüzememek, kendimi suya bırakamamak gibi. 
Ve bir şekilde, anlık yaşanan o olayda başımıza kötü bir şey gelmemesi ve halen hayatta oluşumuz, ölümden çalınan zamanlar gibi hissettirdi. "Şükürler olsun, hayattayız!" Hissiyle doldum. ( Ya da yaşadığım korkuyu bu tür şeylerle süslüyorum :) 

    Öyle işte. Bu da böyle bir anı oldu...Ben bir şey daha anlatacaktım ama unuttum bak. Neyse nedenini artık biliyorsunuz diye tahmin ediyorum, hahahah :)) Haftaya da okullar açılıyor zaten. Öğrencileri çok özledim ama öğretmenlerin bazılarıyla keşke hiç karşılaşmasak! Neyse bir ara ondan da bahsederim, nasılsa bir süre yolculuk filan yapmayacağız :)) Hadi ben kaçtım beybiler 💃💃

22 Ocak 2026 Perşembe

Bir Ayrılık Ritüeli: Helva Kavurmak

    Eskiden tatil dönemlerini çok severdim. Çünkü tatil demek, çok sevdiğim Celal Amca'mın ve ailesinin bize gelmesi ya da bizim onlara gitmemiz demekti. Böyle ayrı şehirlerde büyük ve geniş aile olmayı başarmış o şanslı kişilerdik. Çocukluğumun en güzel yaşları ve ergenliğimin ilk adımlarında onlar vardır hep. Tatil güzeldi güzel olmasına, ama ayrılık vakti geldiğinde bir hüzün kaplardı çocuk kalbimi. Hele onlar gittikten sonra evde eksilen sesler, alışmaya zorlandığım boşluk hissini de beraberinde getirirdi. 

    Şimdi kız kardeşim için de gitme vakti... Yaklaşık iki aydır bizimle olan macerası artık bitiyor. Kız işten ayrıldı ve morali bozuk, biraz değişiklik olsun diye buraya geldi ve kreşin envai çeşit virüsünden o da payını aldı. Üstüne üstlük hastayken çocuğuma da baktı. Yalnızlık üstüne söylenen onca güzel söze inanmayın dostlar! Bizim yaşadığımız müddetçe birbirimize deli gibi ihtiyacımız var. 

     Kız kardeşim gitmeden kızımın doğum gününü de kutlamak istedik. Aslında kızım Ekim doğumlu ve biz her ay bir pasta alıp onun doğum gününü kutluyoruz :))) Mumları üflemeye bayılıyor ve her defasında çok heyecanlanıyor. Kız kardeşim varken biraz daha özenli olsun istedik ve kızımın  şu sıralar en sevdiği hayvan olan "tavşan" figürlü bir pasta istedik aynı zamanda komşumuz olan pasta şefi Özlem Hanım'dan. Yalnız şu güzelliğe bakar mısınız :)) 


     Tabiki kızım resmen bayıldı pastaya. :) Kızımın 4 yaşı için unutulmaz fotoğraflarda yerini aldı, masal diyarına götürdü bizi âdeta. Kız kardeşimin son gecesini de bu şekilde geçirmiş olduk.

     Yarın o gittikten sonra evde oluşacak boşluğu düşünürken bunlar geldi aklıma işte. Bu arada annem ne zaman bu sessizliği hissetse, hatta yakın arkadaşlarından biriyle arası bozulsa filan mutfağa gidip helva kavurur. 🤣 Belki de benim bu geleneği devam ettirmem gerekli. Sevilen kişiyle araya giren mesafelere göğüs germe, bir baş etme yöntemi olmalı belki de bu! Neden olmasın? 


Ezginin Günlüğü- Ebruli

10 Ocak 2026 Cumartesi

Bir An'ın İçinde Kalmak- Mavi Koltuk

 
    Bazen sessizliğin içinde düşünür ve duvarı izlerken şöyle derim: " Keşke tam da şu an istediğim bir 'an'ın içine dönebilsem." Belki bir kaçış isteği, belki sinir sistemimin rahatlama ihtiyacı ya da sadece bir "özlem" anı..

     Bugün yine tavana bakarken gözümü kapatıp üniversite yıllarımdaki öğrenci evimize gittim. Bir aile apartmanının ikinci katında büyük bir ev hayal et. Kapıdan gülerek ya da yarım kalan bir konuyu tartışarak giren üç genç kadın... Üçü de aynı anda bir şey anlatıyor ve gülüyor. Dışarısı o kadar soğuk ki, evin sıcaklığı üçünü de daha kapıdan girer girmez rahatlatıyor. Birazdan mutfakta buluşmak üzere üçü de odasına dağılıyor. Taytını kalın çoraplarının içine sokan saçlarını rastgele toplayan, üzerine meşhur hırkasını giyen kızımız çay suyunu koydu bile.  Mutfakta kahvaltı hazırlarken sohbetlerine devam ediyorlar. Dışarıda sütçünün sesi duyuluyor. İçlerinden biri sütçünün anonsuna kahkahalarla gülüyor. :)) Diğerleri de onun gülmesini komik bulmuş, neşeli sıcacık bir ortam.:) 
 Havada çay demlendiğinde odaya sinen aroma kokusu...

       Zengin bir kahvaltıya oturup kendilerinden beklenilmeyecek ölçüde yiyorlar. Çünkü sohbet koyu. Bazen sessizlikler oluyor, üçü de bir yere dalıyor. Sonra el birliğiyle kaldırıyorlar sofrayı. Mutfak çiçek gibiyken, Türk kahvesi yapıp meşhur koltuklarına uzanabilirler. 

    Bu koltuğu anlatmam gerek. Gece mavisi renginde, kızlardan birinin öğretmen dayısı kendi evlerinden getirmiş. Ama o kadar işlevsel bir koltuk ki bu, altını açınca üç kişilik yatak haline geliyor. Kızlar bu koltuğu hep yatak formunda kullanıyorlar. Koca evde vakit geçirdikleri yer genelde orası. Vişne suyuyla kafa bulmayı başardıkları, birayı ilk kez denedikleri... Hayallerini paylaştıkları, saçmaladıkları kimi zaman duygulanıp ağladıkları ama her daim gülmeyi başardıkları koltuk. Terapi koltuğu adeta. 
    
     Bu gece o koltuğa uzandım ben. Kızlar yanımda bir şeylere kahkahalarla gülerken, ben anın tadını çıkardım. Onlar arabesk şarkıları şakasına düet ederken, kayda aldım. Bir yerinde ben de eşlik ettim. Uykumuz geldiğinde yatağa gitmek zor geldiği için ışığı kapatıp o koltukta uyuduk yine. Herkesin üstünü örttüğünden emin oldum, çünkü evin anaç tavuğu benim. "İyi geceler kuzucuklarım. " dedim. İyi geceler ✨

"Gün Batımı Esintisi" Taşındı

     Sevgili dostlar,    Eski adresimi Google bir türlü görmeyince ve com. 'lu adresi de okulda açamayınca anlık bir fikirle...